26 Eylül 2010 Pazar

Forgetting Sarah Marshall

ne kadar yazarak işin eğlencesini kaçırmak istemesem de iki satır birşeyler yazmazsam haksızlık ederim film hakkında.

genel olarak bir ayrılık filmi, senaryo da çok yeni değil yani daha önceden görmüş olabileceğiniz bir gidişatı var. ama her olay sonuçta kendi nüanslarıyla olduğundan bu da dizinin başrolüyle ilişkisi olan müzisyenin terkedilmesiyle başlıyor.

DİKKAT! Çıplaklık içerir. Jason Segel demiş oh mis bu rahatlık kimsede olmaz şeklinde. salmış püfür püfür. asıl güzel yanı çıplaklık değil çıplaklığa verilen tepkilerin de doğal ve gerçek olması.

Hawaii'de geçiyor film genel manasıyla. otel ve çevresindeki dönüşümlerle falan filan diyip işin felsefi yanına girmiycem(meyeceğim) hiç. izle gül durumların doğallığına kaptır kendini.

yapmacıklık olmaması bu filmi iyi kılmış.

kristen bell'in güzelliği karakterinin gölgesinde kalıyor ki bu da ana karakterle özdeşleşimden ötürü. russell brand filmi görebilmiş olmak da sonunda iyi.

mila kunis.

dracula musical.

ayrıca jason segel tarafından yazıldığını da yeni öğrendim. all hail to jason.

5 Ağustos 2010 Perşembe

Sunshine

bilim kurgu kisvesi altında psikolojik bir film olmaya çalışmış ama o da derinleştirilmemiş oldukça yüzeysel bir film. derinlere girmek için güzel başlangıçlar veriyor ama imdb deki 7.3 ü hakettiğini düşünmüyorum.

inception'da oynayan adam, lostta oynayan çinli, sonra hata yapan adam da tanıdık.

Gemilerin isimleri çok ironik, Icarus I ve Icarus II. ilkinin akıbeti delilikle sona ermiş. deliliğin 2.ye de sıçramasına sebep oldu hatta yapılan seçim.

fizikçinin otoritesini görüyoruz aynı zamanda. ayrıca mühendisin heyecanla yaptığı hatanın nelere yok açtığını da. fizikçi mavi gözlü yakışıklı diye kurtuldu. başardı falan.

ama hakkını vermek lazım güneşin yüzeyine dokunma fantazisi hoş bir fantazi.


3 Ağustos 2010 Salı

Inception

güzel oyuncu seçimi. güzel konu. güzel işleniş.

konu hakkında yorum yapmam spoiler vermeye çok müsait. o yüzden sadece:

rüya görmediğinden emin olabilir misin?

24 Temmuz 2010 Cumartesi

Ultraviolet

deney yapılır virüs yayılır insanlar değişir. bu durumda vampirlik. ancak savaşın sonu gelmiş nerdeyse tüm vampirler yokolmuştur vs vs...

film hikayeden çok görselliğe bağlı. çizgiromanlar gibi. hatta öyle ki çizgiroman okur gibi izledim. sabit sahneler, teatrel bekleyişler, diyaloglar, nedensellik, atlamalar. wham kaboom baam. o havayı o kadar tatlı işlemiş ki hikayeye çok takılmıyorsun.

milla jovovich çekiciliğini kaybetmemeye devam ediyor. ama resident evil'ı tercih ederim bu konuda.

ayrıca o hemophage başının aksanı neydi öyle?

"Are you Mental?"

18 Temmuz 2010 Pazar

Final Fantasy - The Spirits Within

bu gece uyumadım. eksikliğini de çekmedim. sonlara doğru açtım final fantasy izlemeye başladım.

daha önce izlemiştim. hiçbirşey hatırlamıyordum. bazı bilgiler eğer gerekirse sana tekrar gelirler.

filme gelirsek, tamamen animasyon olan filmin bu kadar sürükleyici olması ustalık gerektirir. gerçekçi animasyondan bahsediyorum. bilimkurgu'yu aktarmak için belki de en iyi görsel yollardan biri olabilir.

8 ruh: Aki, balık, geyik, serçe, küçük kız, bitki, tek hücreliler, phantom.

kızgın bir gaia'yı huzura erdirecek 8 dalga formu. yolunda gitmeyeni düzeltecek yere gelen sorun.

dostluk, gerginlik, flirt, aksiyon, uzaylılar, kötü adam ve dahası.

"You've been trying to tell me death isn't the end. Don't back out on me now that I finally believe."

12 Temmuz 2010 Pazartesi

Toy Story 3

Andy üniversiteye gitmeye hazırlanır, oyuncakları da yalnız kalmaya. çöpe mi tavan arasına mı? yanlış anlaşılmalar, üzülen kızan ve kaçan oyuncaklar. woody'nin çabaları.

yanlış seçim yapıp feodal yapının eline düşen oyuncakların çilesi. yetmeyip bir de fabrika ayarlarına dönen buzz. yumuş ayının caniliği.

barbie ve ken'in politik gençliğe gönderme olması ilginç bir detay. o kadar yüzeysel gözükmelerine rağmen derin kişilik yaratma isteği. ken gibi kostümler eğlenceli olabilirdi ama sonuçta "kız oyuncağı".

"pençeeee!" diye bi gaza geldim. üzülmüştüm çok fena ya noluyor diye. dedim hayatın gerçekleri falan. ama oh.

son kez doyasıya oyun oynayan andy. oyuncaklar ve andy olması gereken şekilde veda ettiler işte.

bu arada İSPANYOL BUZZ FTW!

2 Temmuz 2010 Cuma

Apocalypto

tamamen maya dilinde ingilizce altyazılı değişik bir film. oldukça gerekçi şekilde işlenmiş bir bakış. mel gibson iyi iş çıkarmış. yumuşak başlayan, sert deam eden ve hareketi asla bitmeyen film.

başta çocuk yapamadığı için dalga geçilen, eşşek şakaları yapılan karakterin kendi durumuna gülecek kadar güçlü olduğu kabile. ana karakteri önce sinirbozucu gösterip, sosyal çatışmaların tehditle nasıl bakışı değiştirdiğini hissettiriyor. sevdiği kadın için cehenneme gidebilmek.

holcane savaşçıları. zalim, sinsi ve hastalıklı. görselliğin ön planda olduğu maya şehirleri ve kurban ayinleri. tapınaktaki kültürün yozlaşmışlığı. ritüellerin insanları ele geçirişi.

kovalama sahnelerinin gerçekçiliği ve savaşçılık ruhunu almış olmak hoşuma gitti. en sondaki ispanyolların gelişi aslında yapılan katliamın anlamsız kalmasına sebep oldu.

ormana, yeni bir başlangıca.

jaguar paw.